İspanyol şair ve romancı Miguel de Cervantes’in dünyaca ünlü klasiği Don Kişot… Hani şu yel değirmenlerine karşı savaş açan… 1600’lü yıllarda yazılan eser daha sonra dönemin İspanyol Engizasyonu tarafından yasaklanmıştı 19. yüzyılda yeniden okurlarıyla buluştu… Ama ben bugün size Don Kişot’un yaveri Sancho Panza’nın eşeği ‘Rucio’dan söz edeceğim… Neden mi Kuşadası’nın ‘Rucio’su bitmez de ondan… Aralarındaki tek fark kendilerinin ‘Rucio’ olduklarından habersiz olmaları… Biri ‘nostaljik’ hissediyorum deyip yalan yanlış çıkarımlarıyla bir yazı kaleme alıyor… Yahu arkadaş nostaljik hissediyorsan, bir hatırla bakalım Kuşadası dün nedyi bugün ne oldu… Hatırla seninde görev aldığın Kuşadası dönemini hangi sokaklar asfaltlandı, hani altyapı eksiği giderildi… Ama yok amaç çamur atmak ya salla bugün nostaljik olur, yarın öngörülü olur her gün bir şey olurda doğrudan yana olamaz… Haa bu arada FETÖ taktiği filan diye kurgular yaftalama peşindesin yapma… Kuşadası bizi iyi bilir… Cemaati soymak için camiye giden tayfa bizden çıkmaz!… Sen iyisi mi geç karşıya, karşıdan bak Kuşadasına ha illa nostalji diyorsan al Muazzez Ersoy’un nostalji kastelerini bak keyfine… Öyle kendince çıkarımlarla sataşma sağa sola… Hele hele klavuzun çakma kalem Ergün Poyraz’sa burnuna dikkat et derim… Gelelim bir diğer Rucio’ya… Ya gerçekten bu adama Rucio dediğim için ‘Rucio’lar bile bozulacak ya neyse… Kaşeli muhbir, büyük kumpasçı çakma kalem Ergün Poyraz ‘ADA’dan mesaj yollamış… ‘Para Para Para’ diye… İyi o zaman mesele paraysa soralım kendisine? Aydın Belediyesi’nde çocuklarına sağlanan imtiyazlı maaş girdisini… Her ay paraları cebe atarken iyi değilmi? Üstelik çocuklarının üzerinden bir şey söylemek istememe rağmen ağbin çarşaf çarşaf ifşa etmedimi seni tüm Türkiye’ye… Çocuğunun hastalığından tutta, çocuklara uyguladığın baskıya kadar… Sen bizi bırak önce aile içi işlerini bir düzene koy Rucio… Bak isimler gelir geçer bu kentte, hiçbirimiz ölümsüz değiliz… Yarın öbürgün ben cenazene gelmesem olur ama ağabeyin, eşin dostun da kaçıyorsa senden iyi bak aynaya Rucio… Dön bir daha bak… Bak yine vicdanıma yenildim sana bile kıyamadan insanca öğüt verdim… Anlayabilirsen ne ala… Ama sanmıyorum. Haa bir de diyorsun ya yok işte 43 mü 47 mi kitap yazdım diye… Bak bende sana Rucio diyorum… Neden Rucio biliyor musun? Onun da cevabı Fuzûlî’de; “Her renk solar haki kalır. İlim insanın cehlini alsa da, hamurunda varsa eşeklik; baki kalır…” Haydi kalın sağlıcakla…
NOT: Diğer Ruciolar sizi unutmadım haaa… Ama bugünlük yeter…




