Ben uzun zamandır susuyorum sanıyorsunuz.
Aslında susmuyorum. Not alıyorum.
Çünkü bazı yazılar anlık öfkeyle değil,
biriken sabırla yazılır.
Esnaf Odası dediğiniz yer;
çay ocağı değil,
kulüp hiç değil,
eş-dost ağırlama salonu da değildir.
Ama gelin görün ki bir süredir içeride başka bir düzen var:
“Nasıl olsa kimse sormaz” düzeni.
“Bir şey olmaz” rahatlığı.
“Biz hallederiz” kurnazlığı.
Sabah başka yerde olmuş,
akşam başka yerde pişmiş,
olan yine esnafa olmuş.
Kimse kimseyi kurtaramaz.
Çünkü bu tablo kurtarılacak noktayı geçti.
Artık mesele kurtulmak değil,
hesap vermek.
Soruyorum, çünkü sormak benim işim:
Bu para niye alındı?
Bu araç niye alındı?
Sonra niye satıldı?
Bir şey mi alınacaktı, vaz mı geçildi?
Yoksa “aldık sattık, oldu bitti” mi denildi?
Kasa dolu deniyor…
Ama dinleyince boş teneke gibi ses veriyor.
Demek ki para var ama ortada yok.
Ya da ortada ama gösterilmeye cesaret yok.
Birileri bu işleri çok iyi biliyor.
Neyi, ne zaman, nasıl yapacağını…
Koltuk sıcak, arka sağlam,
“nasıl olsa kimse hesap sormaz” özgüveni tam.
Ama ben soruyorum.
Çünkü bu oda benim de odam.
Bu para benim de param.
Bu esnaf benim de esnafım.
Uyanın diyorum.
Yönetim uyan.
Denetim uyan.
Yedekler, siz de vitrin süsü değilsiniz.
Bu koltuklar
fotoğraf çektirmek için değil,
sorumluluk almak içindir.
Yarın esnaf yüzünüze baktığında
ne anlatacaksınız?
“Biz de bilmiyorduk” mu diyeceksiniz?
Bilmiyorsanız niye oradasınız?
Kanun kitap süsü değildir.
Okuyacaksınız.
Anlayacaksınız.
Anlamıyorsanız soracaksınız.
Burası kamu kurumu.
Ama ciddiyet yok.
Temsil var deniyor ama itibar kayıp.
Oda var ama esnaf kapının dışında.
Birileri dümeni tutmuş,
birileri suyu bulandırmış,
birileri de “bana dokunmayan yılan” demiş.
Ben öyle demem.
Ben yazarım.
Ve son olarak…
Bu tabloya bakıp hâlâ “her şey yolunda” diyebilenlere küçük bir tavsiye:
aynaya değil kasaya bakın,
esnafa değil vicdanınıza sorun,
kanuna değil rahatınıza sorun
Çünkü bu gidişle
ne uyanan olur
ne sorumluluk alan
ne de utanma zahmetine giren.
Koltuklar dolu, kafalar boş.
Hesaplar karışık, cümleler ezber.
Yarın bir gün kapı çaldığında
“biz bilmiyorduk” diyenler,
bugün her şeyi biliyor ama duymamazlıktan geliyor.
Ben yazmaya devam edeceğim.
Siz uyumaya…
Ama şunu da not edin:
Bu ülkede uykular genelde hesap vakti bozulur.
Debreli Hasan




