Kuraklık…
Eskiden haber bültenlerinin sonlarına doğru verilen mevsimlik bir uyarıydı. Şimdi ise manşetlerin tam ortasında. Çünkü mesele artık sadece yağmurun yağmaması değil,suyu nasıl yönettiğimiz.
Ege’de iki büyükşehir var. İkisi de aynı güneşin altında, aynı rüzgârın içinde, aynı iklim krizinin tam ortasında. Ama yolları farklı.
İzmir de Krizi Beklemeyen Model İZSU üzerinden yürütülen su politikası, “idare edelim” anlayışından çok uzak.
İzmir su kıtlığını geçici bir sıkıntı değil, kalıcı bir gerçek olarak kabul etmiş görünüyor.
Kuraklık planları hazırlanıyor, kamuoyuna açıklanıyor. Arıtılmış su park ve yeşil alanlarda yeniden kullanılıyor. Dijital sistemlerle tüketim takip ediliyor. Tasarruf çağrıları mevsimlik değil, sürekli.
Yani İzmir, “baraj doluluk oranı kaç?” sorusuna takılıp kalmıyor.
“Bu şehir 10 yıl sonra suyunu nereden bulacak?” sorusunu soruyor.
Bu fark önemlidir. Çünkü kriz geldiğinde değil, gelmeden önce alınan tedbirler hayat kurtarır.
Aydın da ise Altyapı Var Ama Vizyon Nerede?
Aydın Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) çalışıyor mu? Çalışıyor.
Şebeke yenilemeleri yapılıyor mu? Yapılıyor.
Kayıp-kaçakla mücadele var mı? Var.
Peki ya bütüncül bir kuraklık stratejisi?
Kamuoyuna açık, net, uzun vadeli bir eylem planı?
İşte orada sessizlik başlıyor.
Arıtılmış suyun yaygın kullanımı sınırlı.
Akıllı sayaç ve dijital takip yaygın değil.
Tasarruf çağrıları çoğunlukla yaz aylarına sıkışmış durumda.
Bu tablo, “günü kurtarma” refleksini çağrıştırıyor. Oysa kuraklık günü değil, geleceği ilgilendiriyor.
İşin Tıbbi Boyutu şu,Musluk Kapanırsa Hastane Kapıları Açılır
Dünya Sağlık Örgütü açık söylüyor.
Güvenli ve yeterli suya erişim azalırsa sağlık riskleri artar.
Yetersiz su tüketimi böbrek hastalıklarını tetikler.
Hijyenin bozulması enfeksiyonları artırır.
Çocuklar ve yaşlılar için dehidratasyon hayati risk taşır.
Hastanelerde su kesintisi demek,ameliyathanelerin, diyaliz ünitelerinin, sterilizasyonun sekteye uğraması demektir.
Yani su yönetimi sadece çevre politikası değildir.
Aynı zamanda bir sağlık politikasıdır.
Hatta bir insan hakkı meselesidir.
Kuraklık artık kapımızda değil,evimizin içinde.
İzmir, krizi kabullenmiş ve planını yapmış görünüyor.
Aydın ise hâlâ “idare ederiz” çizgisinde kalırsa, bedel ağır olabilir.
Çünkü mesele sadece musluktan akan su değil.
Mesele, o suyun kesildiği gün hastane koridorlarında yaşanacak telaştır.
Ve unutmayalımki..!
Su yönetimi becerisi, bir belediyenin gerçek vizyonunun turnusol kâğıdıdır.
kalın sağlıcakla
Dr.Betül KORKMAZ AKÇANAL




