Efenim enine boyuna ani genişleyen bir kısım, bir güruh var memleketimde… Suyundan mı, toprağından mı bilinmez… Gerçi öyle olsa biz de büyürdük saymazdık yerimizde… Demek ki hüner ‘MAL’ı bilmekte… Nedir mesele mal beyanı… Biz de yok çok şükür de Kuşadası adına yapalım bir MAL beyanı…
Viskisi, çikolatası, çalıntı eserleriyle, 500 binlik indiregandili paketleriyle bir ‘yazarkasa’mız var Kuşadasında mesela…
Şehrin göbeğine çaktığı kaçak yapılarla kasa kasa haram istifleyen müteahhit görünümlü yapı uzmanımız var mesela…
Geçmiş dönemlerde yapılan her yanlışın arkasında olan, Kuşadası’nın talan edilmesine o günlerde sessiz kalarak safa yatan ama günümüzde kendisini doğruculuğun timsali olarak gören ağbeylerimiz var mesela… Bu ağabeyler belki haram yememiş olabilir ama harama göz yummuşlukları da çoktur hani… Hatta Yunan adalarından bakılsa yenilen haramın ışığı gözlerini alır…
Parti parti gezen kaybettikçe patinaj çeken, sağdan sola, soldan sağa adeta el freni ile geçen iktidar heveslisi siyasetçilerimiz var mesela… İYİ’de aslında bu işte… DEVA olur mu Kuşadası’na bilinmez ama bir zamanlar AK bir siyasetçiydi mesela… Laf aramızda ‘Anahtar’ı arıyormuş kendine yeni bir kapı açmak için bugünlerde…
Aslında beyanımızı uzun uza tutabiliriz ama Kuşadası’nın son dönemine iz bırakanları beyan etmek istedim hızlıca…
‘Kim daha Kuşadalı’ oyununuz bitmedi bitmeyecek…
‘Kuşadalı’ olun ama ‘Kuşadası’ olmayın!
Bu kentin taşını, toprağını,
havasını, suyunu, tarihini, geleceğini
boş heveslerinizle kirletmeyin…




