Bu ülkede Doktorları, milletvekillerini, siyasetçileri yetiştiren bir öğretmen, bir eğitimci 33 bin lira, bir emekli 10 bin lira, maaş ALIRKEN bir tamirci “150 bin almazsam bu dükkanda nİye durayım derse “Milletvekili 230 Bin Lira Maaş alır iki yılda emekli olursa ne olur bu milletin hali yahu…
Tabiki Esnaf arkadaşlar da serbest piyasa ekonomisini iyi kullanmaya devam edecekler.
Ne oluyor Bize böyle,Tutan Tutana Helal Olsun…!
Kuşadası’nda bir tas çorba 100-120 lira.
Bazı yerlerde daha yüksek.
Bunun maliyeti nedir?
Bir tas çorbanın maliyeti 25 lira bile değildir
Bu en basit örnek.
Tavuk döner, köfte, kuru fasulye vs ne tutturursanız tutturduğunuz rakama satıyorsunuz.
Sanayiye gidiyorsunuz, bir vidayı 200 – 300 liraya sıkıyorlar!
Evet enflasyon var, ama bazı esnafların yaptıklarınız iyi niyetten fırsatçılık boyutuna geçti!
Kuşadası’nda bunlara müdahale edip dur diyecek biri yokmu.???
Sanayideki motor ustası “aylık 150 bin kar almazsam burda neye durayım” diyor.
Tabi siz iyi şımardınız
Tamam serbest piyasa ekonomisi var, her dileyen dilediği fiyatı belirler, anladık da hem piyasa, hem de gelir adaletsizliği iyice bozuk.
Yahu arkadaşlar bi kendimize gelelim yahu, neler oluyor bizlere böyle !!!
Restoran ve cafelerde kapıda masada fiyat listesi zorunlu oldu … Hem esnaf hem de tüketici korunacak aslında uygulayan varmı…? Çok az.. Denetleyen varmı? Yok…
Geçen hafta arkadaşlarım ile Kuşadası’nda bir restoranda öğle buluşması yaptık.
Bir salata, 3 meze, ana yemek olarak da 4 kişi için 2 kişilik kebap söyledik, İçki içilmedi Normalde 1250 ,1400 arası fiyat beklerken. Gelen hesap 2 bin 250 liraydı. Kişi başı 600 lira. Öğle yemeği için “Çok fazla” diye düşünürken arkadaşım “Eeee, piyasaya göre uygunmuş” dedi.
Fiyat algımızı tamamen yitirmiş durumdayız. Sorum şu: “O piyasa kime? Neye göre değişiyor?” Diyeceksiniz ki “enflasyon!” Tamam ama şu da gerçek ki aynı yemeği- daha az turistik bir mekânda- daha ucuza pekâlâ yiyebilirdik. Elbette turistik mekânları tercih etmemek bir çözüm gibi değerlendirilebilir ama günün sonunda neden hep kendine çekidüzen veren tüketici olmak zorunda. Aynı kalitedeki mekânların “kafasına göre” hatta “müşteriye göre” fiyatlandırma yapmasında hiç mi sorun yok? Hem yerli hem de yabancı turistin şikâyetleri üzerine, “tutarlı” bir fiyat politikasına gidilebilmesi ve müşterinin sipariş etmeden önce gelecek hesabı bilebilmesi için yeni yıldan itibaren restoran kapılarında ve masalarda (QR KOD DEĞİL) fiyat mönüsü asmak zorunlu olacaktı ne oldu… OLDUMU..!
200 BİN LİRA CEZA
İyi de bu uygulamanın faydası ne? Yani isteyen istediği fiyatı yine koyar, gururla da asar kapısına. Diyorum ki: “Dürüst esnafımızı tenzih ediyorum ama bundan böyle kimse kimseyi ‘kazıklayamayacak!’ Müşteri kapıda- daha içeri girmeden- fiyatları kontrol edecek, içeride masasına ne hesap geleceğini bilecek. ‘Fahiş fiyat’ mı var. O zaman oraya girmeyecek, giriyorsa da bilerek girecek. Kapıya asmış fiyatları ama içeride durum başka ise bu işletmelere ağır cezalar uygulanacak. Ayrıca bu uygulama bir yandan enflasyonu da durduracak. Ülkede fiyatlandırma kavramı karmakarışık halde. ‘Tutarlı’ bir fiyat politikasına yönlendirilecek esnafımız. Ki bu durum rekabeti de değiştirecek. Esnafta birbirini denetleyebileceği için fahiş fiyat artışının önüne geçilmiş olacak. Henüz kesin olmamak ile bildiğimiz, klasik mönüyü, kapısına koymayana (QR MÖNÜ değil) mönüdeki her bir ürün başına 2 bin lira- 100 ürünü varsa 220 bin eder- ceza kesilecek.”benden söylemesi….




